kurunane

Cuma, Mart 07, 2008


Eğer yazmazsam, tangamdan taşan selülitlerimin fotoğrafını bloğunda yayınlayacağını söyleyen Gazel yüzünden burdayım. Korku dağları deler derler ya.


* Az önce kocamcığımı Angaraya uğurladık. Pazartesiye kadar yalnızız. Çok sinir bozucu bir durum.

* Geçen hafta ustalık sınavım vardı. Aşçılık ustalığı. Pratik sınavımda kalburabastı yapıp götürdüm. Diğer aşçı adaylarının yaptıklarını görünce utancımdan kendi götürdüğüm tatlıyı masanın bi ucuna bırakıp hemen oradan uzaklaştım. O tatlının yanına yaklaşmadım bi daha. Abi adamların yaptıklarını bi görseydiniz. Resmen açık büfe oluşturdular yaa.

* Depresyondayım. 64 kilo oldum.

* Bu tarafa yaz geldi, denize girmeye başladılar. Sapıklar mı ne?


* Son günlerdeki hastalığım şuradaki puzzle. hem de 247 parçalısından. Sapık mıyım ne?

* 10 sene aradan sonra sinemaya gittim. Recep İvediğe. ''Artık beni kimse tutamaz, haftada 1 gün sinemadayım bundan sonra'' demek isterdim ama diyemeyeceğim. Zaten çocukları bi arkadaşa bırakıp gittik. Sinema çıkışı kuzucuklarımızı almaya gittiğimizde bi baktım ikisi birbirine sokulmuş, uyuyakalmışlar. İçim cız etti. Yabancı bi ortamda bensiz uykuya dalmışlar ya burnumun direği sızladı valla. Kimbilir neler hissettiler, neler düşündüler. Ben insan olmaktan önce anneyim galiba.

* Şimdi bu yazıda tanga dedim sapık dedim ya yine google'dan bi dolu sapık benim bloğuma ulaşacak. Eski yazılarımdan birinde koca koca kıllı adamlar teknede kusmuşlar yazmıştım hacım google'a kıllı..... yazan bana gelmişti.

*Ay yeter. Ben uzun süredir yazmıyorum ya sıkıntı çöktü bana burda şimdi. Bi kalkıp dolanayım çamaşır seriyim, azcık uzanıp tv seyredeyim. Bak yaa uzanmak dedim şimdi yine yanlış insanlara yanlış adres olacam.

Pazartesi, Kasım 26, 2007

PİS İŞLER

Yaziimmi yazmiimmi diye tereddüt ettim, okumaya başladığınıza göre demek ki yazmaya karar vermişim. Kendimi çok zor koparttım şu internet denen bağımlılıktan, sanki yazınca yeniden buraya gömülecekmişim gibi hissettim. Yeniden şu sandalyeye çakılmak istemiyorum. Zaten vaktim de yok... 2 gün önce 1 saat kadar bloglarda gezindim, okuduğum bir haber beni çok üzdü. Deniz'ciğimin bloğunda okudum. Bir blogger arkadaşın vefat haberiydi. Tanımıyordum ama cidden çok üzüldüm. Belki de bu yüzden buradayım, beni merak edenler olabilir diye...



İnternet bağımlılığımdan kurtulunca daha hoşgörülü bir anne oldum, çocuklara eskisi kadar bağırmıyorum. 5 kilo verdim. Saçlarıma balyaj bile yaptırdım. Sanırım o yapılan işe balyaj deniyodu. Hiç anlamam da bu kokoş işlerinden. Her sabah çocukları kreş ve okula bıraktıktan sonra işe gidiyoruz. Ne iş mi yapıyorum? Ne olacak diş yapıyorum...





Eskidende milletin ağzına hizmet ederdik. Yine öyleyiz. Allahım sen beni milletin dötüne hizmet etmekten koru yarabbim. Bigün kızlar lağım logar işlerine atıldım dersem hiç şaşırmayın. Biliyoruz be logar değil rögar ama halk arasında logar deniyo. Yarın biraz tesviye ve cila yapcam, protezini almaya gelecek olan teyzeler amcalar var. 1 gün 1 gün onlar için. Biran önce protezlerini takıp rahatça yemek yemek istiyorlar. Onları bekletmemek lazım... Bana yine müsaade...

Perşembe, Haziran 28, 2007


(birisi orta boy bir şeftali diğeri onun kadar büyük bir erik.)

Pazartesi işbaşı yapıyorum. Hatta maaşımın yatacağı bankaya hesabı bile açtırdım. 37 yaşıma geldim ve ilk kez maaş karşılığı çalışacam. Çok heyecanlıyım valla. Aslında daha önce şöyle bir iş deneyimim olmuştu: Bir otelin santralinde 7 gün çalışmıştım ama haber bile vermeden işten ayrıldığım için 5 kuruş almamıştım.

Bizim tükkanda çalışırken şikayet edip mızmızlanmamdan bunalan, daral gelen kocamcım ''sen hiç başkalarının yanında çalışmadın. Kendi işini yapıyorsun, kendi kendinin patronusun, git başkasının emrinde çalış ta aklın başına gelsin'' diyerekten tanıdığı biriyle görüşüp bana otelde iş ayarlamış. Ben de işi reddedersem eşim arada kalıp mahcup olur diye kabul ettim.

Yabancı dilim olmadığı için resepsiyonda değilde santralde görevlendirdiler beni. Resepsiyonist arkadaş ''eğer yabancı dilde konuşan biri olursa bağla resepsiyona, ben hallederim ama genelde olmaz, müşteriler telefon görüşmelerini odalarından otomatik olarak yapıyorlar senin bağlamana gerek yok. Daha çok otel müdürü ve sahibi arar, faks gelir, müdüre teyit ettirirsin sonra tekrar faksı gönderirsin. Çok zor değil, sen başarırsın'' dedi. Anam o santral denilen yer ne belaymış öyle... Hayatımın en sitiresli günlerindendi. Ben faks cihazıyla ilk kez orda karşılaştım. Bide yazıcı gibi bişe vardı, o da odalarından telefon görüşmesi yapanların nereyle kaç saniye görüştüğünü kaydediyordu. O sayfaları yırtıp resepsiyona götürüyordum ki müşterilerin hesabına ayrıca tel. paralarıda eklensin diye.

Telefon hiç susmuyordu aynı anda 2 hatta da cevap vermek zorunda kalıyordum. Yine çaldı aha korktuğum başıma geldi karşımda hallooooooğğğğ diyen biri var. Sadece bu kadarını anladım, gerisini anlamadım. Şu an hatırlamaya çalışıyorum ama hatırlayamıyorum 1 saniye lütfen in almancasını da öğretmişlerdi bana. Halllooooğ diyen biri olursa o almanca cümleyi söyleyip herifi resepsiyona bağlayacaktım. Dedim ve bağladım ohhh yırttık abicim diye düşünürken tekrar tel çaldı ve aha sıçtık şimdi aynı herif almanca rakam sıralamaya başladı. noyn, fiya noyn, zıvayn, null......

Tamam noyn fiya, noyn, zıvayn iyi de bu null ne lan??? Acaba o noyn dedi de benmi nul anladım. tekrar soruyorum:

-noyn??? diyorum ve onay bekliyorum

-nayn diyor herif... hah bunu anladım, bu hayır demek. Yaa bu herif ne diyor ben anlamıyorum diyerek resepsiyona yönlendiriyorum. 1 dakka geçmeden adam yine kabus gibi karşımda. Israrla nul diyor peygamber demiyor. Resepsiyonu tekrar aradım lütfen alın bu adamı benden, ben halledemiyorum. sonradan öğrendiğime göre nul sıfır demekmiş. Allah kahretmesin sizi yaaa dedim. Elimdeki kağıtta 1 den 9 a kadar yazmışlar sıfır yok.

Otelde çalışanların açık büfeden yemek gibi bir lüksü de yok ayrıca. İğrenç bulaşık kokan bir yerde öylesine yıkanmış tabldotlarda yurt ve okul yemeklerinden daha berbat yemek yemek zorundalar. Ama benim gibi bir gurme bunu kabullenemez... Hem niye kabulleneyim ayol. 2 adım ötede lokantam var, üstelik santraldeyim istediğim yeri arama hakkım var. Hemmen bizim tükkanı arayıp dürüm döner, kutu kola siparişi veriyordum kendime :) 5 dakka sonra bizim eleman motosikletle otelin ana giriş kapısında elinde bir poşetle beliriyor ben bi güzel karnımı doyuruyordum.

Dediğim gibi bütün bu macera tam 7 gün sürdü. Pılımı pırtımı toplayıp canım bulaşıklarıma, işkembe, kelle paça çorbama ve tükkanıma döndüm.

Şimdi bu işte ne halt etcem zamanla hep beraber göreceğiz.

Pazar, Haziran 24, 2007





Ben en çok Gazelimin beni dürtüklemesiyle bu bloğu açtım. Yazmayı çok seven ve becerebilen bir insan değilim ama iyi bir okuyucuyum.

Yaklaşık 1 aydır internet bağlantımızda bir sorun vardı. Yani 2 gün varsa 3 gün yoktu. Bütün hevesim kırıldı hatta sıtkım sümüğüm sıyrıldı. Bu ay ADSL faturasını boşu boşuna ödedik yeminle. Tabii en çokta blog dünyasındaki yaprak dökümü beni soğuttu buralardan. Özellikle kankam Gazelimin ayrılmasına çok fenaa bozuldum ama ben Gazelin geri döneceğine inanıyorum, neyse ameliyattan bu yana neler oldu anlatayım.

Ablamın ameliyat olduğu gün annem aradı ''ablan çıktı ameliyattan'' dedi. O ana kadar me.mesi alınacak diyorduk ama ortada bir icraat yoktu. Ameliyattan çıktığı an bu gerçekleşmişti ''tamam işte oldu bitti, bir me.mesi yok artık'' diye düşünüp yatak odasına geçip böğüre böğüre ağladım, rahatladım, şükrettim. Teyzemin dediğine göre sürekli göğsüne bakıyormuş, ister istemez gözü takılıyor herhalde. Pat.oloji sonucu temiz çıkmış, bu da iyi bir haber. Ablam çok şükür iyi, hatta psikolojisi bile daha iyi. Ameliyattan önce çok kötüydü bu konu hakkında hiç kimseyi konuşturmuyormuş, pa.nik atak gelişmiş, psikiyatra gitmişti. Şimdi daha iyi... Konuyla ilgili espriler bile yapıyor.

Ablamların Ankaraya gittikleri aynı gün amcamın vefat haberi geldi. Diğer yengem annemi arayıp haber vermiş, babamda yeni bypas olduğu için ona söylemeyin demiş. Ama böyle birşey mümkünmü yaaa? Adamın kardeşi ölmüş ve ona söylemiceez... Belki cenazesine gitmek istiyecek, ya da nebliim nasıl olsa duyacak ama bugün ama yarın... velhasıl annemde telefon edip Mer.sinde kalanlara haberi vermiş. Kardeşim arayıp bana da haber verdi. Çok fazla sıcak ilişki içinde olmasakta çocukluğumda senede 1 kere gördüğüm amcamın ölüm haberi beni üzdü. Ne de olsa can, belki de daha çok babamı düşünüp üzüldüm... Kızı ameliyata giderken, kardeşinin ölüm haberini aldı.

Sürücü kursuma başladım, hatta başladığım gün kocamcım bana bi araba almış. Kurstan akşam saat 9:30 da çıktım telefon ettim gel beni al diye. İndim aşağıya bakındım caddeye. Karşıda parketmiş arabanın içindeki koca benim kocaya benziyor da araba bizim arabaya benzemiyor. Üstelik adam bana kafasıyla gel işareti yapıyor. Lan iyice şöyle bi baktım herif cidden benim herif. Gittim yanına, sırıttı, bana sürpriz yapmış. Zaten bi araba alacaktım ama kullanmak için değil, kiraya vermek için. İşte adam gitmiş almış gelmiş, tabii şaşırdım, iyi bi sürpriz oldu bana. Harbidende daha koltuğa fötümü koymadan rent a car'a verdim arabayı.

Soonacıma 4 kez teyzeliğimin üstüne ilk kez hala oldum. Hemde 4 kazma erkekten sonra ilk kez kız yeğenim oldu. Gözünün yağını yidiğimin teknolocisi, ahanda internetten resmini kardeşim gönderdi oturduğum yerde yeni prensesimizi koklayamasam da görmüş oldum, Allah bahtını güzel yapsın inşallah.

Cuma sabahı resmen iş başvurusunda bulundum. Birde saçımı fönletip gittim. Nerdeyse adamla görüşemeyecektim Allah kahretsin benim fön boşa gitti diye düşünürken neyse toplamda 2 sn. görüştük herifle. Olursa eğer ne halt etceemizide bilmiyorum. Bebelere bakıcı arıyoruz.

Aynı zamanda bende göğsümde bir sertlik ve ağrı hissedip doktora gittim. Dr. tehlikeli birşey bulamadığını, süt kanallarında tıkanıklık olduğunu ama kontrol amaçlı bir ma.mografi çektirmemi söyledi. Önümüzdeki günlerde bende bir ma.mografi çektirecem.

Benden bu kadar. Bakiim sizde ne var ne yok, evdeyseniz bir maniniz yoksa size geliyorum.

Perşembe, Mayıs 31, 2007

TEŞEKKÜR EDERİM...




Arkadaşlar hepinize çok teşekkür ederim... böyle moralsiz zamanımda hepinizin desteğini görmek beni çok mutlu etti. FİKRİYE... TONTON... GAMZELİ... FİGEN... GAZEL... FUNDA... ÇENEBAZ... YORGUNGEYİK... T.... VERA... MÜCEVHER KUTUSU... DENİZANASI... EFSANE... KUĞU... DNZ... BEMBİ... PERİLİ KÖŞK... RABİA... HAYAL PERİSİ... YAĞMUR DAMLASI... BEYHAN... SERİNMAVİ... MAYONEZ... SALKIMSAÇAK... RENKLER... KOYUBEYAZ... YAZ... ASORTİK KREP... ÇERKES KIZI... SASHA... BELH... CHEER... SELHAN... BOCURUK... ZULOŞ... KUMRALADA... ÇİÇEKLİBAHÇE... ALİCE... BAŞAK hepinize tek tek teşekkür ederim. Ameliyat salı günü olacak. Allah yardımcımız olsun.

Biliyorsunuz şubat ayında babam by-pass olmuştu. Artık ne kadar çok sağlık sorunu yaşar olduk ailecek... Kafamın içini boşaltmak istiyorum hatta mümkünse hayatı biraz geriye sarmak istiyorum şöyle 30 sene öncesine falan... O en mutlu sorumsuz dertsiz günlerime... sabahları sucuk, kızarmış ekmek ya da tost kokusuna uyansam, siyah önlüğümü giyip okula gitsem. Tenefüste küçük ablam sıra arkadaşlarımın beliklerinden tutup at gibi koştursa bende oğlan gibi saçlarımla onları kıskansam. Öğleyin eve geldiğimde mis gibi cızbız köfte kokusunu duysam. Sonra sokağa fırlayıp it gibi akşama kadar koşturup sıçan gibi terlesem, leş gibi eve gelsem annemden azar işitsem... akşam annem babam 2 ablam gıcık erkek kardeşimle muşamba kaplı tahta masamızda annemin yaptığı muhteşem ikili kuru fasülye pilavdan yesem sonra ekmek içlerini kıvırarak arpa şehriye şekli versek... Bahçedeki tavuklara deli horozumuza bunları atsam. Deli horozumuz yoldan geçen herkesi kovaladığı gibi beni de kovalasa, çığlık çığlığa bağırarak kaçsam... Haberler bitmeden somyaların birinde uykuya dalsam, büyük ablama sarılarak yatsam korkusuzca. Anneannemle rahmetli dedem bizde kalsalar dedem sabah okula giderken yine bana kocaman parlak 5 liralardan verse... sonra yine okul, yine sokak, yine uyku... Yoksa 30 sene kadar geç mi kaldım bütün bunlara...


Bu fotoğrafın arkasında 1972 yazıyor yani 35 sene önce çekilmiş ben 2.5 yaşındayken. Beni tanıdınız dimi?

Cuma, Mayıs 25, 2007

Evet uzun süre yazmadım çünkü iyi şeyler olmuyordu. Beni merak eden herkese çok teşekkür ederim... Bu konuyu yazmayı istemezdim, ama meseleyi kısaca özetleyeyim. Ablam göğsünde bir kitle farketmiş ve ada.nadaki bir doktora gitmiş. Muayene eden dr. ''hemen gel göğsünü komple alalım'' demiş. Ablamında morali bozulmuş ''daha biyopsi falan yapılmadan ben niye göğsümü aldırayım'' diyip An.karaya Hacet.tepeye muayene olmaya gitti. Biyopsi, cart curt yaptırdı hatta dr. her şeye kendinizi hazırlayın, sonuç kötü olabilir demiş. Annemin her zamanki gibi yine hiçbirşeyden haberi yok. Biyopsi henüz sonuçlanmadan ultrason sonuçları temiz çıkınca biz bayağı umutlanıp sevinmiştik. Dün bi.yopside dahil bütün tahliller, sonuçlar toplanmış hepsini doktoruna götürmüş, sonuç... kan.ser... göğsü alınacak, ama yine de iyi bir haber var; vücut taraması temiz çıkmış, me.tastaz olmamış. Allah can sağlığı versinde bundan sonra bir me.mesi eksik olsun önemli değil. İşte böyle arkadaşlar günlerdir yazmayışımın sebebi budur. İyi değildim...

Ben bu bloğu açarken amacım hiç bir zaman siyasete, dine bulaşmadan, eğitici öğretici olmadan, mesaj kaygısız geyik çevirmekti... öyle de yaptım... ama ailemden birinin kan.ser haberini vereceğim inanın hiç aklıma gelmemişti... ağlıyorum, tuşları görmekte güçlük çekiyorum... Yavrum benim daha 5 dakika önce konuştuk kendine moral vermeye çalışıyordu, tabii ben de... dedim ki ''trafik kazasında bir kolunu yada bacağını da kaybedebilirdin bence bu durum daha kötü olurdu. ''evet evet bende şükrediyorum naapalım pamukla doldururuz dedi.''

ben sizden biraz daha müsaade istiyorum... geri döneceğim.

Salı, Mayıs 15, 2007

GEÇEN HAFTANIN RAPORU

*Cuma günü misafirimiz gelecekti eşimi aradım:

-Hadi getir biberi, bak bunlar erkenden çıkıp gelirler
-Yok canım beni aramadan gelmezler, evi bilmiyorlar ben şimdi ararım, kaçta geleceklerini öğrenip, sana haber veririm.
.........................................
-Kurunaeee... Haklıymışsın, yoldalarmış, evi soruyorlar.
-'^+%&/()=?=?*_?_=(&/%+^^' Her zaman haklı çıkmaktan nefret ediyorum, ben demiştim demekten ve ben daha pizzaları yapmadım... Biber yok... Tamam vazgeçtim biberden, başka bişeler uyduracam.

Aha şu aşağıdakini uydurup yaptım artık, sonra çocuklar ellemesin diye mutfaktaki televizyonun üstüne koydum, bu arada diğerini yapmaya koyuldum vee zil çaldı saat 6'da geldiler. Akşam yemeği için bile erken olan bir saatte yani 6 da çaya geldiler. İşte sinirlenince de ne var sakin ol, hayatını karartma gibi abuk sözlerle karşılaşıyorum ve daha çok kızıyorum. Hanlar hamamlar değil, biraz görgü istiyorum karşımdakinden, acaba çok şey mi istiyorum... Sonra benim her zaman sakar olan kızım bi tane alayım derken tabakla beraber arka tarafa devirip kırdı. Onlar varken yeniden yapmak zorunda kaldım. Anlayacağınız cuma günü barut gibiydim. Ama hiç bişe belli etmedim.


__________________________________________________

*Cumartesi günü 12 mayıs h.emşireler günü için bi balo(valla davetiyede öyle yazıyodu) düzenlenmişti. Adam bana sormadan davetiye almış. İnsan ''Kurunane gidelim mi, giyecek bişeyin var mı, yoksa alalım mı, oraya gelen kadınların hepsi şıklık yarışına girecek, kendini gecenin rüküşü hissetme'' demez mi.... Dediii, Allahı var şimdi, dedi ama yemeğe tam 1 saat kala ''hadi gidelim ne alacaksan al'' dedi. Sen bana sormadan niye davetiye alırsın be adam???
Balo 5 yıldızlı bir otelde oldu, ama 5 yıldıza yakışmayacak hırtlıklarla doluydu. Kişi başı 25 milyon, sınırsız içki, açık büfe. Millet (kocamda dahil olmak üzere) sınırsız içki var diye eşşeğin kulağına su kaçırdı, hatta kulağı ne demek eşşeğin her yerine su kaçırdı. Ben sadece 1 bardak fa.nta içtim...1 saat kala ne alabilirim ki tabii içine girbildiğim tek pantolonumla yani kotumla gittim. Herkes çok şık ve özenliydi evet gecenin rüküşü aplanızdı. O sinirle şiddetli bir rejim olayına girizgah yaptım.

Toplam 5 çocuk vardı ve üçü bizim masaya aitti. Çocuklar düğün salonlarındaki gibi koşturup durdular hatta benim Yer Cücesi kay.makam ve baş.hekimle harmandalı bile oynadı. Çok utandım, eşim her zamanki rilaks ve larç tavırlarıyla ''rahat ol yaa ben çocuklar küçük gelemeyiz dediğimde olsun olsun diyip zorla bilet satması değil. Ne yapalım çocukları sandalyeye bağlayacak halimiz yok ya, katlanacaklar'' dedi. 312 promil alkollü olduğunu sandığım eşimi tam çıkışta ayıltmak için bi kavga çıkarttım, ya 40 la gidersin yada ben bebek arabasını sürerken sen de yanımda beni takip edeceksin dedim. İşe yaradı 4o km hızla evimize sağ salim ulaştık. Ay bu ayın 23 ünde sürücü kursum başlıyo çok şükür... Sonuç olarak iyi bir organizasyon yapılmıştı ve çok eğlendim.



___________________________________________________

*Pazar günü denize gittik, 1 gün önceki ekiple beraber. Ben denizi çok seven biri değilim ve girmedim. Anneler günü diye kaynana ve anne arandı. Hatta annem kuzenimin başına geleni anlattı: Kuzenim geçtiğimiz günlerin birinde nişanlandı. Annemler ablamlar falanda icabet etmişler bu nişan törenine. Bütün misafirler gittikten sonra kuzenim, yengem ve nişanlısı arabaya binip evlerine dönmek üzere yola çıkmışlar. Bir benzinlikte durup benzin almak istemişler ama öndeki araç ısrarla hareket etmiyormuş. Biraz daha beklemişler nihayet araba gitmiş. Sonra bunlar da yola koyulmuşlar o öndeki araç biraz ilerde yolu kesmiş benim kuzenimin nişanlısıda arabadan inip nedir sizin derdiniz demeye kalmadan buna sopayla bi girişmişler. Arabada 2 kadın 3 erkek varmış. Kuzenimde yengemde adamlara engel olmak isterken epey dayak yemişler. Yazık kızcağızın elbisesini parça parça etmişler keza yengemin de öyle. Çok uzun saçları var, kızın saçından tutup tutup fırlatmışlar. Allahtan bir polis arabası uzaktan bi gariplik olduğunu farkedip gelmiş ve adamlardan birini yakalamışlar diğerleri kaçmış. Polisler karakola gidelim dediğinde kuzenimin nişanlısı hayır önce hastaneye gidip rapor alacağım diye diretmiş. Velhasıl rapor alıp dava açmış, şimdilik benimde bildiğim bu kadar.

Anneler günü hediyem yoktu. Neyse hadi bu seferlik böyle olsun. Bunun birde babalar günü var demi ama?



___________________________________________________

*Pazartesi günü kendime anneler günü hediyesi almaya gittim ama istediğim model spor ayakkabısında benim numaram yoktu, diğer şubede vardır dediler oraya da gittim orda da yoktu... Kahretsinn. Yolda Fıstıkiçiyle aramızda şöyle bi konuşma geçti:

-Anne bak mont satıyorlar bu sıcakta kim alır ki?
-Onlar turistler için annecim.
-Turistler çok mu üşüyorlar?
-:)))))))))))))))))))))) hayır burda ucuz diye şimdiden alıyorlar, daha sonra kendi ülkelerinde giymek için.


(Baba gomacan hapşu dedi.)Bu cümlenin bütüüün bu yazdıklarımla hiç alakası yok. Yer Cücesinin incilerini unutmamak için buraya not ettim.

Ay yoruldum yazmaktan, şimdilik bu kadar...